akp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2007 Cuma

Demokrasi bitmiştir Türkiye'de! (Yalçın Küçük'ten)

Demokrasi bitmiştir Türkiye’de. Bu bir soytarılıktır. Oyların % 25’ini alan bir parti, Anayasayı değiştirebiliyorsa, buna demokrasi diyemiyoruz. Tekeliyet’te demokrasi olmaz, başka yollar arıyoruz. Halkın politika yapmadığı bir yer demokrat mı olabilir? Bu kadar büyük tekeller olursa, insanlar küçülür. Bir yanda sürüler ve diğer yanda oligarklar varsa, demokrasi bitmiştir. Ben ölmüş atı kırbaçlamıyorum.


Babacan veya Bağış, birisi arada bir Anafartalar’da havlu satmış, diğeri Beyaz Saray’da çevirmenlik yapmış; birden bire tüm politik kadrolar siliniyor. Politika ile hiçbir ilgisi olmayanlar geliyor. Asıl istikrarsızlık budur. Her dört-beş yılda bir politik kadrolar yok oluyorsa, demokrasi yoktur. Halkın politika yapmadığı bir ülkede demokrasiden söz edemeyiz.

Aydınların bir kısmını kaybettik. Yenisini yetiştireceğimiz için, eskinin hükmü yoktur.

Taban kaybeden partiler, iki direğe tırmanıyorlar. Bunu ilk defa Adnan Bey yaptı. 1956 yılına geldiğimizde, çok büyük bir taban kaybına uğradı ve 57’den itibaren iki icatla çıktı. Bir; Şeyh Sait’in torunu olarak 22 yaşındaki Abdülmelik Fırat’ı milletvekili yaptı. Kürtlerle flört etti. İki; Said-i Nursi’yi çıkardı, gezdirdi. Ak-istlerin de dar tabanları daha da daraldı; amma tırmanacakları direk de kısa kaldı. Esti geçti, ciddiye almıyorum. Kürtler ile daha çok flört etmek zorundadır. İslam’ı daha çok gıdıklamak durumundadır. Sanıyorum, yaptıkça daha çok toprak kaybetmektedir.

Din de bir müessesdir, yoksul ve çaresizin sığınağıdır; çaresiz bir çiftçiye "ananı..." diyen bir başbakan varsa, temsil ettiği kurumu kurumaktan kimse kurtaramaz.

Hilmi Paşa Hazretleri 'nin yönetimi sırasında
yüksek komutanlık AKP'nin yaptıklarının dışında bir programa sahip olmadı, duymadık. Rafinerilerin satılmasına itiraz etmedi, milli telefonun satılmasına itiraz etmedi. Limanların satılmasına itiraz etmedi. Faruk Paşa Hazretleri "Kuran okuyun" diyor, laik bir ülkede hiç düşünemeyiz. Bu ülkede yurttaş Yahudiler, yurttaş Hıristiyanlar var, bir yüksek kamu görevlisi nasıl bunu söyler, buna da bir itiraz duymadık. Belki de haklı oldukları bir yan var. Artık "Nutuk okuyun" sözü daha az inandırıcı görünüyor. Nutuk'tan, "limanlar işgal edilmiştir" sözünü hatırlıyoruz.

Sabah, “işte halkın güveni” diyor ve Hürriyet, “derviş bonoları kapışıldı” diye bayram yapıyordu; yanlış ve yalandır. Hazine ihale’sine katılanlar, koçbank’tan bir memur, akbank’tan bir başka memur, Şahenk’in garanti bankasından bir diğeri, A. Doğan’ın dışbank’tan bir vekilharç, Karamehmetler’in pamukbank’tan bir memurdur, başkası yok ve kendi beş buçuk adamını “halk” sayan bir matbuat var. Doğru, üç ayda yüzde otuz üç reel faizle devlet kağıdı alıyorlar, faiz gelirini peşin kesiyorlar ve Osmanlı’nın son zamanlarında Galata bankerleri daha insaflıydı, yaptıkları tefeciliktir.


Bunu, Ecevit-Bahçeli-Yılmaz yönetimiyle yapıyorlar ve odalar birliği bunların gitmesini ve tüsiad bunların kalmasını istemektedir; çünkü tüsiad içinde örgütlü bu tefeciler, artık esnafı ve tüccarı da boğmaktadır. Bunun anlamı şudur, tefeci-oligarklar, işçiyi ve memuru soğana çevirdiler ve şimdi sırada, esnaf, tüccar ve sanayici var; ağlıyorlar ve banka borç ve faizlerinde kısmi bir konsolidasyon için yalvarıyorlar.

27 Eylül 2007 Perşembe

Metrobüs Anayasası - Yılmaz Özdil'den

(burcu yollamış) Metrobüs anayasası!

İSTANBUL'a Londra havası vermek için, gittiler, çift katlı otobüs getirdiler.

Malum, çift katlı otobüsler Londra'da soldan gidiyor, duraklar solda, bu yüzden kapıları da solda...

Bizde sağdan gidecek, duraklar da sağda.

"N'aapıcaz?"

Estetik ameliyat!

Soldaki kapıları iptal ettiler. Kapıları sağa aldılar.

Sonra...

Çift katlılar yetmedi.

E metro da yapmamışlar.

"N'aapıcaz?"

Metrobüs diye bir şey getirmeye karar verdiler.

Adında metro var ama, metroyla alakası yok.

İmitasyonu.

Yolun ortasına yol yaptılar. Durakları da, yolun ortasındaki yolun ortasına yaptılar. 50 tane dediler, getire getire, anca 2 tane getirebildiler. Gerisini okulların açılışına yetiştiremediler.

"N'aapıcaz?"

Çift katlıları, metrobüs yolunda sefere koydular. Koydular da... Çift katlıların kapısı sağ tarafta olduğu için, yolun ortasına koydukları duraklar da çift katlıların solunda kaldığı için, indirme bindirmeye yanaşamıyor!

"N'aapıcaz?"

Mecburen, kapıları sağ tarafta olan çift katlıları, yolun solundan götürmeye başladılar.

*

Olduk mu sana Londra?

Olduk.

Üstelik, Eindhoven da olduk!

*

Çünkü, öyle titiz bir çalışma yapılmış ki, Hollanda'dan apar topar kiraladıkları metrobüslerin durak levhalarını sökmeyi unutmuşlar! Eindhoven otobüsüne binersen, Cevizlibağ'a gidiyorsun... Utrech otobüsüne binersen, Topkapı.

*

Karıştırmamak lazım. Binince soruyorsun...

- Nereye gidiyor kardeş?

- It kan niet sprek Turks!

- Ne?

- Ben anlamiyo Turkce...

Şoförler Hollandalı iyi mi!

Metrobüs dediğin, bildiğin körüklü otobüs...

Hadi diyelim ki, metrobüs yapamıyoruz, yerli şoför de mi yok birader? Niye Hollandalı?

(Parantez açıp uyarıyorum... Fenerbahçe maazallah PSV'ye yenilirse, Eindhoven hattındaki şoförleri döverler, haberiniz olsun.)

*

Neyse... Dedik ya, bu metrobüs, imitasyon metro... Rayı yok, yine de tek hat üzerinde gidiyor.

Ama sadece gidiyor... Gelemiyor!

Hattın başladığı ve bittiği yere, U dönüşü için yer yapmamışlar... Yol bitince, apışıp kalıyor!

"N'aapıcaz?"

Pazarda domates kontrolü yapması gereken zabıtalar, E5'e fırlıyor, el kol işaretleriyle trafiği kesiyor, metrobüsleri yoldan öbür yola çıkarıp, yeniden öbür yola döndürüyor!

Döndürüyor ama...

Trafik de felç oluyor bu arada.

"N'aapıcaz?"

Buldukları çare şu... Trafik yoğunluğuna çözüm olarak getirdikleri metrobüsler, trafiğin yoğun olduğu saatlerde seferden çekiliyor... Trafiğin rahat olduğu saatlerde, sefere konuyor!

*

Evet...

Düzelteyim derken bozan, kaş yapayım derken göz çıkaran, "uçakla deveyi" yan yana getirmeyi başaran arkadaşların, son iki marifetinden biri maalesef bu: Metrobüs.

Öbürü de, Anayasa.

*

Bakın, durup dururken, devrim otoyoluna, tali yol açmaya çalışıyorlar... Atatürk kapısını kapat! Türbana öğrenci pasosu ver. Laikler taksiyle gitsin, anca giderler, falan... Zaten kalabalığız, itiş kakış, haliyle, yer kavgası başladı... Kürt kökenli vatandaşlarımız, illa pencere kenarında oturmak istiyor. Aleviler, ayakta kalmaktan rahatsız. Kimi vitesi geriye takıyor, kimi direksiyona atlıyor.

Koridorlar mescit.

Durak levhasında "Brüksel" yazıyor.

İşin hazin tarafı...

Bindik bir alamete, U dönüşü yapacak yer yok.

23 Ağustos 2007 Perşembe

Yok Deve! Hayır Develi - Pınar'dan

İnternette mailden maile dolaşan Haber Ekspres yazarı Ahmet Çınar'ın seçim
sonuçlarını değerlendirdiği köşe yazısından bir alıntı...

"Sözü, siyasal bir deneyime getireceğim.

Develi, Manisa'nın Saruhanlı ilçesine bağlı bir köy.

Bundan iki yıl önce Develi köylüleri parti parti, dernek dernek, sendika
sendika gezdiler.

"Köyümüze çöplük yapacaklar, bizi kurtarın" diye yardım istediler.

Kapılar yüzlerine kapandı.

TKP'ye geldiler.

TKP yöneticileri, hukukçularla, tarım uzmanlarıyla, çevrecilerle birlikte
harekete geçti, "Develi çöplük olmasın" kampanyası başlattı.

TKP'liler Develi halkına hukuksal, siyasal, örgütsel, eylemsel destek verdi.

Çevre dostu, değerli avukat arkadaşım Şehrazat Mercan, titiz bir hukuk
mücadelesi yürüttü.

Sonunda idare mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi, çöplük projesi
durduruldu.

Bu arada Develi halkı ile TKP kaynaştı, akraba gibi oldu. Develililer de TKP
kimliğini benimsedi, sevdi, sahiplendi.

Öyle ki, köyde düzenlenen şenliklerin, keşkek günlerinin onur konukları
TKP'lilerdi.

Seçim günü geldi çattı.

Sandıklar açıldı.

Sonuçları veriyorum.

Çöplük projesinin sahibi AKP, 194 oy alarak birinci parti oldu.

DP 164 oy, MHP 72 oy, CHP 55 oy, GP 7 oy, SP 2 oy, LDP 2 oy, HYP 1 oy aldı.

Develi halkıyla gece gündüz çalışan, çöplük projesinin durdurulmasına önayak
olan TKP ise rakamla "0", yazıyla "sıfır" oy aldı."

Seçim sonuçlarını duyunca, "Yok deve!" dedim.

Arkadaşlar da bana "Hayır, Develi" dediler.

22 Temmuz 2007 Pazar

Seçimden önce son değerlendirmeler

Bu sefer seçimle ilgili olarak çok heyecanlıyım, merak içindeyim. Genelde böyle olmazdı, sonuçlar iyi kötü belli olurdu, partilerin sıralaması, yaklaşık olarak oy oranları belli olurdu. Ama bir parti supriz yapıp, bekelenenden çok fazla oy alırdı. Ama bu sefer herkes farklı bir şey söylüyor: Tarhan Erdem ve Hakan Bayraktar Beyler %44 ve %48 buyurmuşlar AKP'nin oy oranını. Daha düşük ama 4o'larda tek parti olarak çıkacak diyenler var, 35-40 aralığında diyenler var, benim gibi 30-35 arası bekleyenler var, daha düşük çıkacağını ve CHP'nin birinci parti olacağını söyleyenler, hatta MHP'den birincilik bekleyenler var.

AKP geçen seçimlerde ağırlığı tepki oyu, bir bölümü de Refah-Saadet çizgisinin oyu olmak üzere toplamda %34 oy aldı. Tepki oyu insanların artık sistem partilerinden ümitlerini kestikleri, bu tepkiyle sistem dışı görünen bir yere verdikleri oydur. Türkiye tarihinde iktidarda olan partinin oy oranı hep azalmıştır. Hatta dünyada da bu böyledir, iktidar olmak demek belirli bir yıpranma payına maruz kalmak demektir, ne kadar başarılı olursa olsun. Şimdi çok basitçe düşünelim, bu tepki oylarının bir kısmı geri gitmeyecek mi? Üstelik bu kadar kötü idare edilen bir Türkiye'de? Farz edelim çok az bir kısmı, mesela sadece 5 puanı geri gidecek, hani şu bezdirdikleri çiftçi falan. Diğer taraftan Saadet Partisi de eski oylarının bir kısmını geri almıyor mu? Anketlerden ve miting görüntülerinden % 3-5 oy alıcakları görünmüyor mu? Bu oyları herhalde CHP'den ya da MHP'den almayacaklar. Ayrıca geçen seçimde 9 milyona yakın olan kullanılmayan oy sayısının bir miktar düşeceği bekleniyor. Böyle olursa, yeni eklenen birkaç milyon oyun içinde muhtemelen AKP çok az çıkacak, çünkü AKP iyi çalışan örgütü sayesinde zaten kendine ait olan oyları sandığa götürme konusunda en başarılı parti.

Şimdi bu şekilde bakınca 5-10 puan civarı bir düşüş yaşaması gerekmiyor mu AKP'nin? Hadi diyelim ülke yönetimini çok başarılı bulup, ya da dağıtılan kömüre, gofrete tav olup, AKP'ye oy verecek olan yeni seçmenler de kazandılar, bu da tabii mümkün ve ne kadar olduğunu tam olarak bilemeyiz. Ama bir parti hem iktidarda olacak, yıpranacak, hem belirli bir blok seçmenini başka bir partiye kaptıracak, hem de memelekti bu kadar kötü yönetecek, yöneltilen eleştiriler artık ülke açısından hayati boyuta varacak, hatta ülkede bir kutuplaşma başlayacak ve bütün bunlara rağmen o parti oylarını 10-15 puan yükseltecek. Ben böyle bir şeye ihtimal vermiyorum, mantıklı bulmuyorum.

CHP son günlerde sanki zannedildiği kadar oy alamacakmış gibi bir hava oluştu sanki, bunu da gerçekten uzak buluyorum. CHP çevresinde belirli bir buluşma olacaktır. Bir kere Baykal, kendisiyle ilgili tüm eleştirilere ve antipatiye rağmen, cumhurbaşkanlığı seçimi krizini oldukça başarıyla geçirdi, arkasından oluşan seçim ortamında da fahiş ve ciddi bir hata yapmadı. Kimseyi dışlamadı, kimseyle kavga etmedi, DSP'yle bütünleşme olmasa da şimdilik bir birlikteliği yakaladı. Zaten Baykal'a rağmenciler de, bu kutuplaşma sonucunda CHP'ye yöneldiler. CHP örgütünün AKP örgütü gibi çalışmadığı bir gerçek ama arada eskisi kadar büyük bir fark da yok gibi. Mesela şimdi tatilcileri oy vermeye taşımak için otobüsler, feribotlar ayarladıklarını öğrendim. Özellikle Ege yöresindeki yerleden büyük kentlere 50.000 civarında inasnı bu akşam götürüp yarın akşam geri getiriyorlarmış. Yani sonuç olarak CHP iyi bir seçim kampanyası geçirdi. Belki bir eksiği adaylarının toplumda ne vitrin niteliğinde ne de oy potansiyeli anlamında çok çarpıcı isimleri kapsamıyor olması. Ama geçen seçimlerdeki oy oranını bu koşullarda yükseltmemesi mümkün değil.

MHP'yi çok takip edemedim, ama hem terörün artmasınan dolayı insanların milliyetçi harekete kaydığı açıkça ortada, hem de herşeyin satılmasına, ülkenin faiz ve sermaye düzenine teslim edilmesine karşı çıkan insanlar için ulusalcı solun dışında sağda alternatif olarak barajın üzerinde olduğuna emin olunabilecek tek parti MHP. Bu durumda MHP'nin de oy oranını arttırması çok muhtemel olacak. Hatta gerçekten ciddi bir surpriz yapma potansiyeli var. Devlet Bahçeli seçim mitinglerinde terör konusunu biraz fazla işledi, idam cezası gibi konularda çok sert mesajlar verdi, ip attı ama bence bunlar da işin biraz tiyatro kısmıydı. Hazır rüzgar o taraftan esmişken, özellikle ulusalcılar için her bir oyun çok değerli olduğu bu seçimde mesela sertlik yanlısı milliyetçileri BBP'ye kaptırmamak için biraz sertlik yanlısı göründü. Ama unutmamak lazım ki, Devlet Bahçeli daha önce kabinede görev aldı, başbakan yardımcılığı yaptı ve o zamanlar MHP'nin sert tarafını yumuşatan, partiyi merkeze çeken insan olarak gündeme geliyordu. Yine iktidar ortağı olma şansları olursa bence çok farklı bir tablo çizmeyecektir.

DP'yle ilgili çok bir şey söyleyemeyeceğim, sonuçta birleşiyoruz kutlamaları yaptıktan sonra kopunca bence Mehmet Ağar da, Erkan Mumcu da kendi iplerini çektiler. Her halukarda ikisinin de merkez sağın liderliği konumu için bundan sonra çok şansları olacağını düşünmüyorum. Ağar'ın seçim konuşmalarından aklımda kalan iki şey: Kendini yırtarcasına haykırışları ki, ben insanlar üzerinde çok olumlu etkisi olduğunu düşünmüyorum. Oy veren bile rahatsızdır, ilk tökezlediğinde hemen dalga geçerler. İkincisi de terör başta olmak üzere çeşitli konularda, 'bu işler öyle olmaz, bu işleri ben bilirim alimallah' havasında konuşup somut önerilerine çok girmiyor olmasıydı.

Genç Parti beklenen çıkışı yapamayacak gibi görünüyor, yine de diğerlerine göre kapalı kutu. Saadet Partisi küllerinden doğuyor:) AKP'ye kaptırdıkları bir kısım oyu mutlaka geri alacaklar. Diğer partilerden çok bir şey çıkmayacak bu seçimde, ama küçük partilerin en büyüğü Yaşar Nuri Hoca'nın partisi olacak gibi görünüyor.

DTP bağımsızları tekrar tekrar yaptığım hesaplara göre beklenenden biraz daha az da olsa meclise girecekler. Oy pusulasının büyüklüğü dezavantaj, seçmen kitlelerinde okuma yazma oranının düşüklüğü dezavantaj, bazı seçim bölgelerinde birden fazla adayları olması dezavantaj. Bazı yerlerde sabit uzunlukta bir ip veriyorlarmış, seçim pusulasına belirli bir şekilde yerleştirince bağımsız adayın yerini işaret etsin diye:) Bütün bunlara rağmen belirli bir kemik oyları olduğu için, sanırım bu sefer bir fırsat yakaladılar. Bu dezavantajlarla birlikte ben 20'nin altında bir sayı tahmin ediyorum. Ancak DTP'liler bu ilk ciddi meclise girme şanslarında, farklı bir açılım yapıp, barışçıl ve politik mesajlar verebilirilerdi, bunu yapmadılar. Bunu yapsalardı, biraz AKP'ye karşı oynayıp, Tükiye'nin ulusalcılık ekseninde gerildiği bir dönemde, ayrılıkçı olmadıklarını, PKK uzantısı olmadıklarını, bunu yerine daha politik mecraya kaymaya ve hareketlerini burada devam ettirmeye yönelik söylemlerle ortaya çıksalardı, yukarıda sayılan dezavantajları da bertaraf edebilirilerdi. Ama aksine Leyla Zana her fırsatta önderlerinin Barzani ve Apo olduğunu bağırarak, kendi oy potansiyellerini net bir biçimde sınırladı.

Ufuk Uras ve Baskın Oran'ın durumları biraz farklı. Ufuk Uras'ın arkasında kendi partisi de var, ayrıca bir taraftan da ortak aday listesinde, üstelik kendisini destekleyen radikal-sol-entellektüeller var Anadolu yakasında oturan. Dolayısıyla Ufuk Uras'ın durumu çok güçlü. Medyadaki ağırlığına rağmen, ben Baskın Oran'ın işinin daha zor olduğunu düşünüyorum. Medya desteği etkilidir ama sonuca yönelik bakanları yanıltabilir. ÖDP ilk girdiği seçimlerde bazı gazetelerde ana merkez partilerle eşit yer buluyordu, bir oy patlaması falan yapacağı zannedildi ama öyle olmadı. Baskın Oran'ın durumu çok parametreye bağlı ama bence kaba bir hesapla 60.000, hatta meclise sadece 3 parti girerse 70.000 oy alması gerekiyor. Sadece tünel-radikal-bilgi ekseninden bu kadar oy çıkması biraz zor. Ama DTP oyları da gelirse o zaman iş değişecektir. Zaten bu tür konularda bir belirsizlik var ki, detaylı olarak tartışılması lazım ama yeri burası değil. Özellikle bu iki ismin meclise girmesi, DTP ve benzeri bazı konulara bakışlarının kamuoyunun gözünde de netleşmesini sağlayacaktır. Tabii AKP-ulusalcı kutuplaşması ve kendine solcu diyen birçok kişinin, Baykal'ı sevmeyen, hatta CHP'yi sevmeyen, ve normal koşullarda bağımsız entellektüel sol adaylara oy vermeye çok sıcak bakacak birçok kişinin AKP iktidarının devamına karşı CHP'ye oy verecek olması da özellikle Baskın Oran'ın dezavantajı.

Ayrıca 700 bağımsız adayın olduğu bu seçimlerde mutlaka başka bağımsız milletvekilleri de olacak. Bir kere Mesut Yılmaz'ın kazanacağına kesin gözüyle bakılıyor. Muhsin Yazıcıoğlu ve benim tanımadağım birkaç isim daha meclise girebilirler. Hulki Cevizoğlu'nun meclise girmesini isterdim ama Ankara'da hiç öyle bir hava yok.

Oy vermenin başlamasına 3 saat kala iyimser bir ruh hali içindeyim. Seçimlerin içinde yaşadığımız ve yaşamaya devam edeceğimiz bu ülke için iyi olacağını ümit ediyorum. Türkiye'nin bu kadar kötü yönetilmeye, sömürülmeye ve kandırılmaya, yeterince güçlü olmasa bile, artık dur diyeceğini umuyorum. Son olarak bir dahaki sefere daha demokratik bir ortamda yapılan, liderlerin tvye çıkıp açıkça tartıştığı, daha fazla partinin mecise girmesinin mümkün olduğu, ve seçime atfettiğimiz önemin daha az olduğu daha sağlıklı bir seçim olmasını diliyorum.

20 Temmuz 2007 Cuma

Hepimiz PETKIM'IZ! - Yilmaz Ozdil

Hepimiz Petkim'iz

YILMAZ ÖZDİL (Canan Kucuk'ten)

Bir tablo hayal edin...
Sanat eseri.
Miras... Size ait.
Tuvali, Türkiye coğrafyası.
Boyası, şehit kanı, alın teri.
Her sabah uyanıyorsunuz...
Gururla seyrediyorsunuz...
Ama birileri, her sabah sizden önce uyanıp, o tablonun başına geçiyor ve orasına burasına, minik minik fırça darbeleri atıyor.
Her sabah, bir minik fırça darbesi.
Usta işi.
Küçük küçük değişiyor tablo.
Aniden değil.
Milim milim.
Alıştıra alıştıra.
Yedire yedire.
Aradan yıllar geçiyor...
Tablo, o tablo olmaktan çıkmış!
Komple değişmiş.
Ama dedim ya... Kanıksamışsınız.
Bakıyorsunuz bakıyorsunuz, o tablo, hâlâ aynı tablo zannediyorsunuz.

Peki, fark, nasıl fark edilebilir?
"Orijinal"in aslında ne kadar değiştiği, ne hale getirildiği, ilk bakışta "şak diye" nasıl anlaşılabilir?
Tek çare var: Kıyas.
Tablonun ilk haliyle...
Son halini yan yana koymalı.

E hadi, koyalım yan yana...

Türk Telekom, Arap'ın.
Telsim İngiliz'in. Kuşadası Limanı İsrailli'nin. İzmir Limanı Hong Konglunun... Araç muayene işi Alman'ın. Başak Sigorta Fransız'ın. Adabank Kuveytlinin. İETT Garajı Dubailinin. Avea Lübnanlının.
Petkim?
Ermeni'nin.

(Kazak'a sattık, dediler.
Kazağı bi çıkardık... Ermeni...
N'olacak bu memleketin hali?
Rakı, Amerikalının.

Finansbank Yunanlının... Oyakbank Hollandalının. Denizbank Belçikalının. Türkiye Finans Kuveytlinin. TEB Fransız'ın. Cbank İsrailli'nin. MNG Bank Lübnanlının. Alternatif Bank Yunanlının. Dışbank Hollandalının. Şekerbank Kazak'ın. Yapı Kredi'nin yarısı İtalyan'ın. Türkcell’in yarısı Finlinin Rus'un. Beymen'in yarısı Amerikalının. Enerjisa'nın yarısı Avusturyalının. Garanti'nin yarısı Amerikalının. Eczacıbaşı İlaç, Çek'in. İzocam, Fransız'ın. TGRT Amerikalının. Demirdöküm Alman'ın. Döktaş Fransız'ın. Süper FM Kanadalının.

Hepsi Türk'tü.
Sadece 4,5 yıl önce.

Ya, sattılar.
Ya, satışa teşvik ettiler.
Ya da, kasıtlı IMF politikalarıyla söke söke satışa mecbur ettiler.

Taş üstüne taş koyanı, iyi kötü görmüştük de... Taş üstünde taş bırakmayanı, ben ilk defa görüyorum.

Seçim tahminleri (2 kala)

İlk tahminler Mayıs tahminleri, sonrasındaki maviler Haziran tahminleri, en sonuncu ve bold olanlar da artık seçime 2 gün hala konsulle başlayan son, son, ve en son tahmin turu. İlk tahminler yapıldığında Ağar'la Mumcu daha tiyatroya yeni başlamışlardı:)

En yakın sonucu yakalayan 2 kişiye, kaybedenlerden güzel bir yemek diyorum! Henüz tahmin yollamayanlar, yorumlara yazın, ben buraya alırım.

Çağlar:

1- akp: %29 - akp %32
2- chp: %25 - chp: %28
3- dp: %22 - mhp: %16
4- mhp: %12 - gp: %9
5- gp: %8 - dp: %7
6- diğer: %2 - %8

Kutay:

1. akp %28 - chp %31 - akp %31
2. chp %24 - akp %30 - chp % 27
3. dp % 16 - mhp %16 - mhp % 16
4. mhp %12 - gp % 6 - gp % 7
5. gp %9 - dp %6 - dp % 6
6. diger %11 sp %4 - sp %4
7. bağımsızlar %4 bağımsızlar %4
8. hyp % 2

Pınar:

1. akp %32 - akp %33
2. chp %28 - chp % 24
3. mhp %19 - mhp % 14
4. dp %10 - dp %10 (seçimin süprizi olmaya aday, bakalım...)
5. gp %4 - bağımsızlar %7
6. sp %2 - sp %4 (hoca factoring)
7. ip %1 - gp %3
7. diger %4 - ip %2 ((pınar'daki bu ip ilgisi ne acaba?)
8. diger %2
9. hyp %1

Ayşıl:

Ben tahmin etmek istemiyorum. Pozitif düşün pozitif olsun.İnançsız bir şekilde girmek istemiyorum seçime. Bütün medya anketleri onlara çalıştı. Bizler için fark etmez belki ama kararsızlar ve güce tapanları etkileyecektir. Bu nedenle kendi seçim anketimi yayınlıyorum:)Tahminlere bakılırsa kazananı yemeğe değil içmeye davet ediyorum.

1. chp:%29
2. akp:%26
3. mhp:%15
4. Bağ:%7
5. dp:%6
6. gp:%3
7. sp:%4
8. hyp:%1
9. ip:%1
10. Diğer:%1

Gökhan:

dp %26
akp %24
chp %20
mhp %17
gp %6
sp %2
ip %1
diger %4

Burcu:

akp: %33
chp: %22
dp: %17
mhp: %14
gp: %8
diger: %6